Oscar Ödül Türeni öncesinde aday olan filmleri izlemek ve her dalda favori adayımı seçmek her yıl yapmayı planladığım ama nedense bir türlü başaramadığım bir şeydir. Bu yıl Amerika’da olmamın avantajını da kullanarak elimden geldiğince çok filmi izlemeye karar verdim. Listemin başında Alexander Payne’in senaryosunu yazıp yönettiği film Senden Bana Kalan (The Descendants) vardı.
Senden Bana Kalan, karısı Elizabeth bir deniz kazası geçirdikten sonra ailesine sahip çıkmaya çalışan Matt King’in hikayesini anlatıyor. Hawai’de yaşayan King ailesinin biri ilkokul, diğeri lise yaşlarında Scottie ve Alex adlarında iki kızı var. Kazadan sonra daha önce hiç tek başına ilgilenmesi gerekmeyen kızlarıyla ilgilenen ve bir yandan da hesaplaşması gereken insanları bulmaya çalışan Matt’in yaşadıkları, duygular istismar edilmeden perdeye aktarılmış. Bir daha asla yüzleşemeyeceğiniz birine duyduğunuz sevgi, öfke ve nefretin ne kadar insani duygular olduğu çok başarılı bir şekilde gösterilmiş. Herkesin her olayı kendisine göre değerlendirdiğini gösteren çok hoş bir film. Hikaye o kadar insanı bir şekilde anlatılıyor ve oyunculuklar o kadar iyi ki, filmi izlememin üzerinden birkaç hafta geçmesine rağmen hala filmi düşününce hafifçe gülümsüyor ve hisleniyorum.
George Clooney, canlandırdığı Matt King karakteriyle En İyi Erkek Oyuncu dalındaki 2012 model Oscar heykelciğini kesinlikle hakediyor. Bu filmle Clooney, yakışıklı ya da karizmatik erkek oyuncu kontenjanının dışına çıkmış ve en iyi erkek oyuncu olarak anılmaya hak kazanmış. Çıplak ayaklarıyla çaresizce koşuşu, ne yapacağını bilemeyen haliyle bir jönden çok terk edilmiş, hafif ezik bir adamı canlandırıyor.
Clooney’nin kızlarını canlandıran Shailene Woodley ve Amara Miller da oldukça başarılıydı. Hem güzelliği hem de yeteneği sayesinde Shailene Woodley’i bundan sonra sık sık göreceğimizi düşünüyorum. Shailene Woodley’nin canlandırdığı Alex’in isyankar ama bir o kadar da anlayışlı oluşu, Amara Miller’ın canlandırdığı Scottie’nin masumiyeti ve anne özlemi o kadar içtendi ki film gerçek bir ailenin hayatından bir parça gibiydi…
Hikaye Hawai’de geçtiği için doğa harikası ama ilkel sahne seçimleriyle, filmin doğal ve içten havasını yakalamak daha da kolay oluyor. Bir yan etki olarak insanın Hawai’de yaşayası geliyor. Ama filmin açılış cümlesinde de dendiği gibi “Hawai’de yaşadığınız için başınız daha az ağrıyor ya da hastalıklarınız daha az acı veriyor diye bir durum yok.”
Herkese tavsiye ederim.















yazını okuduktan sonra filmi daha da çok sevdim Elçin
George Clooney alsın bence de Oscar’ı, Shailene Woodley’nin performansı da çok dikkat çekiciydi ama filmin yıldızı Hawai’ydi bana göre =)
Cok guzel olmus!