Aral Gölü’nün Kurumasının Sonuçları

Elçin İçten 21 Ağustos 2011 1

Aral Gölü varlığını sürdürebilmek için Amu ve Siri Derya Nehirleri’ne bağımlı bir yapıya sahip, çünkü bulunduğu coğrafya nedeniyle, buharlasan su miktarı yağış ve yeraltı su kaynaklarından gelen su miktarından daha fazla. Bu nehirlerden sağlanan su miktarındaki düşüşle birlikte gölün suları o kadar hızlı bir şekilde çekildi ki 1990 yılında Kuzey Aral ve Güney Aral olmak üzere ikiye ayrıldı. Daha büyük olan Güney Aral Gölü’nün hacmi 2007 yılında 708’den 75 km3’e düştü ve bu göl de doğu ve batı olmak üzere iki bölüme ayrıldı. Tuzluluk oranı ise litrede 100 gramı aştı. Okyanus sularının ortalama 35gram/litre tuz oranına sahip olduğu düşünülürse bu oran daha iyi değerlendirilebilir.

1960-2000 yılları arasında Aral Gölü hızla küçülürken nehirlerden alınan su ve üretilen pamuk miktarı ikiye katlandı. Günümüzde Sovyetler Birliği varlığını sürdüremese de “Beyaz Altın” olarak nitelendirdiği pamuk yetiştirme projesi varlığını sürdürüyor ve bazı çevrelerce hala benimseniyor.

Aral Gölü Kurudu.

Aral Gölü Kurudu.

SONUÇLAR: Aral Gölü’nün parçalara ayrılması çok ciddi problemleri beraberinde getiriyor.

Bir zamanlar göl yatağı olan alanlar bugün Aral Kum Çölü olarak adlandırılıyor: 54,000km2’lik göl yatağı çöle dönüştü.

Bir zamanlar sahil kasabası ve liman olan şehirler göl yüzeyinden kilometrelerce uzakta duruyorlar:Suların çekilmesiyle limanların ve gemilerin gölle olan bağlantıları kayboldu. Limanlardan göle kanal açmak ise hem çok pahalı hem de çekilmeye devam eden sular sebebiyle çok kısa sureli bir çözüm.

Bir zamanlar kullanılan limanlar ve gemiler bugün terk edilmiş durumda: Terk edilen gemiler çölün ortasında bir korku filminden çıkmışçasına duruyorlar.

Aral Gölü

Aral Gölü

Bir zamanlar gölde balıkçılık yapan binlerce kişi bugün umutsuz bir bekleyiş içinde: İnsanlar ya işsizlikle mücadele ediyor ya da göç etmek zorunda kalıyor.

Bir zamanlar sulak araziler olan yerlerde bugün kum ve tuz fırtınaları esiyor: Yıllarca göl tabanında birikmiş olan toksik maddeler (tarımda kullanılan kimyasallar ve tarım ilaçları) ve aşırı miktardaki tuz, kumla karışarak havayı kirletiyor.

Bir zamanlar yasayan canlıların yarısından fazlası bugün o coğrafyada yaşamıyor: Ekosistemin ciddi oranda bozulduğu, bu kadar tuzlu ve kurak bir coğrafyada sadece halophyte (halo: tuz, phyte: bitki, Lat.) ve xerophyte (xero: kuru, phyte: bitki, Lat.) bitkileri yasayabiliyor.   (Foto: halophyte)

Bir zamanlar gölün ılıman etkilerinin görüldüğü topraklarda bugün yazlar daha sıcak, kışlar daha soğuk, yağış ve nem daha düşük: Bunların sonucu olarak tohumların üreme mevsimi daha kısa ve kuraklık daha da yaygın.

Bir zamanlar verimli araziler olan çevre arazilerde bugün aşırı tuzlanma nedeniyle tarım yapılamıyor:Kuzeyden esen güçlü rüzgarlar tuz ve tozu 500 km mesafeye kadar savurabiliyor. Aral Gölü’nün güneyinde bulunan Amu Delta’sı da bu rüzgarların etkilediği verimli arazilerden biri. Deltada tuzlanmaya bağlı olarak sebze ve tohum yetiştiriciliğinde ciddi sorunlar yaşanıyor. Aral Gölü’nün kuruma sebebinin bu ve benzeri arazileri sulamak için kullanılan sular olduğu düşünüldüğünde oldukça ironik bir tablo ortaya çıkıyor.

Bir zamanlar balıkçılık yapan sağlıklı insanlar bugün kanserle karşı karşıyalar: Yerel halk solunum yolları hastalıkları, gırtlak ve yutak kanseri, tuzlu hava solumaya bağlı solunum problemleri, tuzlu suya bağlı sindirim sistemi hastalıkları, karaciğer ve böbrek yetmezliği ve görme bozuklukları gibi değişen cevre koşulları sonucunda oluşan birçok hastalıkla boğuşuyor. Ayrıca balık ürünlerinin yok olması ve gelir düzeyinin düşmesi sonucu beslenme bozukluklarına ve özellikle hamile kadınlarda anemiye oldukça sık rastlanıyor. Halk tatlı su kaynaklarına ulaşmakta zorluk yaşıyor.

 

1 Yorum »

Leave A Response »

You must be logged in to post a comment.