Aral Gölü’nü kurtarmak için bugüne kadar birçok plan yapıldı. Sovyetler Birliği 1960 yılında başlayan küçülmenin farkına 1985 yılında, Mikail Gorbaçov’un yaşanan çevre felaketini ortaya çıkarmasıyla vardı. Gölün ikiye ayrılmaya başladığı bu yıllarda ortaya atılan, Sibirya nehirlerinden kanallarla su getirme planı, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla suya, başka bir deyişle çoktan oluşmaya başlayan Aral Kum Çölü’ne düştü. Yeni oluşan siyasi yapılanmalar ile Kuzey Aral Gölü daha zengin bir devlet olan Kazakistan’ın, Güney Aral ise daha fakir olan Özbekistan’ın sınırları içerisinde kaldı.
1991 yılından sonra da gölü kurtarmak için birçok girişimde bulunuldu ama bu girişimlerin hepsi sonuçsuz kaldı. Öyle ki Aralsk Şehri’nde “Bugüne kadar gölün durumunu incelemeye gelen her uzman bir bardak su getirseydi, göl çoktan eski haline dönerdi.” seklinde trajikomik bir tespit dilden dile yayılıyor. Bu çözümsüzlüğün en büyük sebeplerinden birisi Amu Derya ve Siri Derya nehirlerinin altı değişik ülkenin (Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Afganistan) topraklarından geçmesi ve bu ülkelerin suyun kullanımının kısıtlanması yolunda ortak bir karar alamaması. Bir diğer sebep de Kazakistan ve Özbekistan’ın Aral’ı eski günlerine kavuşturacağı iddia edilen projelere milyonlarca dolarlık kaynaklar bulamayacakları gerçeğidir.
Aral Gölü
Bu gibi ekonomik ve politik sebepler yüzünden Aral Gölü’nü yeniden tek parça olarak görebilmek bir hayal olarak yerel halkın içinde yaşıyor. Ancak durum sanıldığı kadar da ümitsiz ve geri dönülemeyecek bir noktada değil. Kazakistan, sınırları içerisinde bulunan Kuzey Aral Gölü’nü iyileştirme çalışmaları için Dünya Bankası ile ortak bir proje yürütüyor. 2001 yılında başlatılan “Siri Derya’nın Kontrolü ve Kuzey Aral Gölü Projesi”nin amacı Kuzey Aral Gölü’nün varlığının korumasının sağlanması ve bölgedeki ekolojik koşulların iyileştirilerek tarım ve balıkçılığın canlandırılması. Proje kapsamında 86 milyon dolarlık yatırım yapılması planlanıyor. Kuzey Aral Gölü’nü Güney Aral Gölü’nden ayırmak için 2005 yılında 13 km uzunluğundaki Kok-Aral Barajı’nın yapımı tamamlandı. Buna ek olarak birçok kanal yenilenerek Siri Derya’dan Aral’a gelen su hacmi artırıldı. Projenin 2010 yılının aralık ayında bitmesi planlanıyor. Fakat projenin sonuçlarını ve yararlı olup olmadığını görmek için 2010 yılını beklememize gerek yok:
• Kuzey Aral Gölü’nün yüzey ölçümü şimdiden % 50 oranında arttı ve tuz oranı litrede 10 grama kadar geriledi.
• Proje öncesinde gölde sadece bir çeşit dil balığı yaşayabiliyorken, bugün 7 çeşit balık yetiştiriliyor.
• 2004 yılında 52 ton olan balık üretimi 2007 yılında 2,000 tona ulaştı.
• Aralsk şehrinde son bir kaç yılda 4 tane balık üretim tesisi hizmete girdi.
• Uzun zaman sonra ilk defa Rusya, Gürcistan ve Ukrayna gibi ülkelere balık ihraç edilmeye başlandı.
• Birçok kişiye istihdam sağlandı ve bölgedeki issizlik oranı düştü.
• Projenin iklim üzerine de olumlu etkileri oldu. Su, hava ve toprak kalitesiyle beraber biyolojik çeşitlilik arttı. Kuğu, ördek ve kazlar göl kenarındaki yaşam alanlarına geri döndüler.
• Barajın yapımından önce bölgede yağışlar mart ayında sona ererken, son iki yıldır haziran ayına kadar yağış görülüyor. Bu yağışlar sonucunda hayvancılık için gerekli olan otun büyümesi hızlandı ve toz fırtınaları azaldı.
• Yenilenen kanallar, doğru zamanda doğru miktarda sulama yapılması gibi iyileştirmeler sonucunda Siri Derya nehrinin sularıyla sulanan tarım arazilerindeki verimlilik arttırıldı.
• Projeden önce suya 100 km mesafede olan Aralsk Limanı bugün göle 25 km mesafede bulunuyor.
• Proje kapsamında inşa edilen su taşıma sistemleri ile Aralsk şehrine ve çevre köylere temiz su sağlanıyor. Temiz su, halkın sağlık durumunun düzelmesini sağladı.
• Ve belki de en önemli sonuç insanların umutlarının geri dönmesi oldu. Projeden önce bölgeyi terk eden insanlar geri dönmeye ve terk ettikleri evlerini tamir etmeye başladılar. Yeni okul ve hastaneler de yapılmaya başlandı.
• Bugün Arask Şehrinin girişinde insanları, “İyi Haber: Göl geri donuyor.” yazılı bir tabela karşılıyor.
Sonucu bu kadar kısa surede alınan projenin devam niteliğindeki 2. Asama Proje’nin planları ise yapılmaya başlandı. Bu kapsamda ikinci bir baraj inşa edilmesi planlanıyor.
Güney Aral Gölü’nde ise durum bu kadar iç açıcı değil. Göl aşırı tuzlanma nedeniyle beklenilenden çok daha çabuk kuruyor. Daha yoğun olan aşırı tuzlu su, göl tabanında birikiyor ve daha az tuzlu olan su gölün yüzey kısmında birikiyor. Akıntı olmadığı için karışamayan bu iki katman nedeniyle, özellikle yazın üst katman daha çok ısınıyor ve az tuz içerdiği için daha kolay buharlaşıyor. Müdahale edilmezse Güney Aral Gölü’nün önümüzdeki 50 yıl içerisinde tamamen kuruması bekleniyor.
Daha fakir bir ülke olan Özbekistan, Amu Derya’nın kullanımını kısıtlamayı hiç düşünmediği gibi bu durumu bir fırsata dönüştürerek kuruyan göl yatağında petrol arama projeleri geliştiriyor. Devlet yetkilileri, bugüne kadar hiç araştırılmamış bir bölge olan Aral Gölü Yatağı’nda petrol ve gaz bulmaktan çok umutlu olduklarını belirtiyorlar. 2006 yılında çeşitli petrol arama şirketleriyle yapılan ortaklıklar sonrasında çalışmalar kısa surede başlayacak gibi görünüyor.







